Hallelujah!

Ben eminim ki biz doğdumuzda kimse kulağımıza ezan filan okumadı. Hiç böyle bir hikayemiz yok valla bebekliğimize dair. Ama rahmetli babaannem en çok ben bebekken, bir cenazenin arkasından el sallayarak güle güle gitsin güle güle gitsin diye bağırdığımı anlatırdı. Koskoca ailede namaz kılarken gördüğüm tek insan yine babaannem oldu. Annem akademisyen bilim adamı kimliğine yakıştıramadığından muhtemelen hiç din lafı geçmedi bizim evde, babamsa inançsızlığa inandı sanırım. Anne tarafı hepten öğretmen, din min korkarız biz hep öyle şeylerden.

Çok küçüktüm hatırlıyorum da, yine babaannemlerin evinin yakınında bir yaz vakti, yokuş yukarı bir yerde bir kuran kursuna gitmiştim. Herhalde nasıl bir kabus yaşadıysam ertesi gün gitmeyi reddettim. Ne mutlu ki, daha o yaşta kendi kararlarımı verebilecek güçteymişim.

Dinle tek münasebetim okul yıllarında oldu tabi ki. Din dersi de zaten not yükseltmek ve takdir almak için fasa fiso bir dersti. Ve bana hayatım boyunca unutamayacağım bir de anı bıraktı. Sınav oluyoruz şimdi, ben de öyle yazmışım bayağı yani bildiğimi ettiğimi, ortalama bir kağıdım var. Zil çaldı, sınav bitti ama tenefüs boyunca da vakit istedik ve hoca sınavı uzattı. Ben de artık beni ne dürttüyse şu kitabı açıp da bi bakiim dedim. Açmamla hocanın başımda dikilmesi bir oldu ve koca bir sıfır aldım. Evet, din sınavında kopya çekerken yakalandım. Hatırladıkça hala gülerim.

Hiç öyle inançlı sevgilim filan olmadı. Allah kelimesi ağzından çıkanın bana müsade diyip uzaklaşmışlığım, ay bu da inanıyor be diye terk etmişliğim, hiç inanan biriyle de hayatta da yapamamam demişliğim vardır. Büyük konuşmayacaksın işte hayatta. Çünkü sevgili Emin, bir zamanlar kaçarak uzaklaştıklarımdan çıktı. Sürpriz! Sevimliliği, beyefendiliği, huyundan suyundan kurtardı işte ;P Bir de iftar sofrasında içki içen saygısız bendenize ses çıkarmayacak kadar uygar olduğu için gayet iyi anlaşıyoruz. :)

Onun da ailesinde yok da nasıl olduysa buna bir ışık doğmuş bir yerden, hadi ben bi inanayım demiş bir gün. Ama çok komik, böyle dua okuyuşu filan var, normal konuşurkenki sesi birden böyle öyle ağdalı bir hal alıveriyor, sanırsın imam mübarek! Okut üflet yani! Bir de böyle araba kullanırken mezarlığın yanından filan geçerken mutlaka dua okuyor, ama Amin demek için elini yüzüne götürdüğünde direksiyon bomboş kalıyor, bilmeyenler o an panik yapıyor, abi napıyorsun filan diye. Ama bir şey dememe gerek kalmıyor, zira güzel kedimiz Çarşamba gerekli mesajı iletiyor, gidiyor namaz kılarken eğildiğinde burnunu ısırıveriyor Eminin. (Akıllı kızım benim!)

Öyle camiye gitmişliğim filan yoktur ama çok uzun yıllar caminin dibinde yaşadım. Odamla caminin minaresi arasında birkaç metre ya vardı ya yoktu. Öyle ezan sesiyle nasıl yaşıycaz, sabahın köründe ya uyanırsak filan diye korktum ama bir şey olmadı, alıştık birbirimize. He kiliseye gitmesini severim o ayrı. Bir pazar sabahı tesadüfen Beyoğlunda dolaşırken bir gireyim bari ne var acaba diye kiliseye girdim oturdum. Pazar ayini vardı tabi ki. Herkes ne yapıyorsa ben de onu yaptım, ayağa kalkarlar kalkarım, otururlar otururum. Bir de elinize takip etmeniz için şarkı sözlerini programı filan veriyolar ama bir bok anlamadım tabi. Öyle broşürü evirip çevirdim, millet şarkı söylüyor ama bir türlü bulamıyorum hangi şarkı olduğunu. Çünkü ingilizce olmasına rağmen anlaşılmıyor bir türlü cemaatin ne söylediği. Bir de bir ara, herkes ayağa kalktı, yanındakinin arkasındakinin iki elinin avucuna alarak elini sıktı filan. Ben de bir sürü insanla tokalaştım o ara. Aman da dedim ne güzel bi şeymiş bu kilise!

İşte burada da Noel'de kiliseye gitmeye karar verdik ya işte lafı oraya getircem. Thomas kirche de buluşcaz rahiple. Ama vaktim vardı, Nikolai kirche e gireyim dedim. Bir kalabalık bir kalabalık. Yine elime program ve şarkı sözleri tutuşturdular, izlemeye başladım. Öyle rahip vaaz filan vermiyor, sahnede tiyatro oyunu sergileniyor. Ama ne söylediklerini anlamıyorum tabi Almanca olduğu için, de kopacaktım gülmekten. Çünkü böyle bağırarak ve vurgulayarak, her kelimenin arasında uzun es ler vererek konuşuyorlar. Hani bizim müsamerelerde yaptığımız gibi. Bir ara karnı burnunda meryem ana çıktı, bir marangoz ile konuşmaya başladı, vakit geldi, isa doğuyor filan dediler. Ben içimden geberiyordum gülmekten. Her kısa sahne arasında da şarkılar var, cemaat söylüyor, ama yine takip edemedim. Çaktırmadan milletin broşürün hangi sayfasına baktığına baktım ama çözemedim bir türlü. Neyse Thomas kirche ye geç kalıyorum diye kaçtım.

Biraz erken gittik, yer bulmak için. Yine programı aldık, oturduk, rahip bana tüm programı tek tek açıkladı. Thomas kilisesi ünlü bir kilise çünkü Almanyanın en iyi korosu sanırım burdaymış, duyduğuma göre. Böyle dev orglar var ya, ondan çalıyorlar. Program başladı, genelde şarkılı filan, rahip arada çıkıyor vaaz filan veriyor. Şarkıları genelde koro söylüyor ama cemaat de eşlik ediyor. Söylemedim ilk şarkıyı, alışma süreci geçirdim biraz. Çünkü kulağıma alalala elelala hallelujah dan başka bi şey çalınmıyor. Neyse sonra baktım ben de söylüyorum. laylay leleaylaom diye şarkılar söyledik hep birlikte. Sözleri çok anlamıyorum ama böyle kuşlar böcekler gökyüzü yaşasın isa doğdu filan tadında hepsi. Rahibin vaazı sırasında çok uykum geldi, bir şey de anlamadım zaten. Çıkışta sordum benim rahibe, nasıldı sence diye. Sıkıcıydı, ben böyle konuşmuyorum cemaatimle dedi. Noelde cemaatine bir mektup yazmış, uzakta olduğu için ve biliyor musunuz neden bahsetmiş: şükran duymaktan! Amanin dedim yaa şükran taa Türkiyeden Şili lere kadar gitti.

Ay benim bu Noel geyiği içimi baymaya başladı. Zaten her yer kapalı burada, sessiz sakin, in cin top oynuyor. Ben de oturmuş burada Noel yazıları yazıyorum. Size de fenalık gelmedi mi kuzum?



Güzeller güzeli kızımın fotosunu koyim de içiniz açılsın :P





Bu foto da yazının konseptine cuk oturdu :P Çarşamba seccadenin üzerinde!

1 yorum:

sadetürkkahvesi dedi ki...

:)) Çok güzel yazmışsın.Burada noel=alışveriş ama bol bol yemek yedim, Noelde birilerini beslemenin hayır olduğuna inanan Amerikalı bir aile bizi bol bol besledi:) Çok da hoşuma gitti.Kızını da yerim çok tattlıı.Kediler din min anlamaz kendileri ile ilgilenilmezse icabına bakarlar.Rahmetli Topacım bilgisayarımın üzerine yatıyordu bakmamayım die.

Yorum Gönder